Yazar : Yeşim Dağgeçen

Ne Akkuyu'da Ne Sinop'ta Ne de Dünyanın Bir Başka Yerinde Nükleer Santral İstemiyoruz

“NE AKKUYU’DA NE SİNOP’TA NE DE DÜNYANIN BİR BAŞKA YERİNDE NÜKLEER SANTRAL İSTEMİYORUZ

Nedir anlatılamayan ,paylaşılamayan ,yaşamları çaresizce bilinmeyen tehlikelere savuran...

Ve anlatamadığımız açıklayamadığımız kabul ettiremediğimiz gerçekler...

Oysa onlar da çocuktular ,masum, sevilgen ,seven...

Sade hayatları olan çoktu aralarında....

Halktılar ...

İktidar mı  bu kadar derinleştiren ayrılıkları... uzaklaştıran  kafaları....

Yaşamın olmadığı yerde para da yok... güç de... iktidar da....

Ellerimizde olmasa da geleceğimiz, en azından ortak olmayalım bu talana ,bu ihanete, doğaya karşı yürütülen yenik savaşa.

Ülkenin kaderini belirleyen kararları almada ne kadar hapsedilmişsek de yanlışlara ,  hayır diyebileceğimiz bir şeyler olabilmeli.

Hükümet  reaktör yapımı için yer lisansı 1976’da alınan ve 30 yılı aşkın süredir çeşitli hükümetler döneminde nükleer santral projelerinin hedefi olan Akkuyu’da santral yapılması kararı aldı. ...İhale süreci  başladı.

Tarih 26 Nisan 1986  Hiroşima’nın 100 katı  bir patlama.... yeri göğü karıştıran... yaşamı  ölümle sarmalayan alev....  ve  bilinmez....  dokunulmaz ...hissedilmez ... bir duman...

             Kaza saklandı. Acı olan  yöre halkına kaza sırasında dağıtılabilecek iyon hapları felaketin etkisini azaltabilecekken  yapılmaması bir insanlık ayıbı olarak tarihte yerini aldı.İnsanlar şehre hapsedildi.Kaçamadılar kaçsalar da çok şey değişmeyecekti zaten duman herşeyden daha çabuk yayılıyordu.Ve sonra...

                              Çernobil’e en az 9 milyon insanı etkiledi. 400 bin kişinin evini terk etmesine yol açtı.Çocuklardaki tiroid kanserleri 100 kattan fazla arttı. Çernobil'den kaynaklanan radyoaktif serpinti 160 bin kilometrekare toprağı kirletti. Kazanın Ukrayna, Beyaz Rusya ve Rusya'ya maliyeti, 352 milyar dolar olarak biliniyor.Karadenizde kanser sebebi ile ölüm oranları arttı.Hopa'da son üç yılda gerçekleşen ölümlerin yüzde 47.9'u kanserden!            

          Çernobil kazası nükleer endüstrinin iddia ettiği gibi meydana gelmiş tek kaza değildir. Kasım 2007 tarihinde Japonya'da Onagava nükleer santralinde, Temmuz 2007 tarihinde meydana gelen şiddetli deprem sonucu ülkenin en büyük santrali Kaşivazaki-Kariva'da,  Ağustos 2004 tarihinde   Mihama nükleer santralinde ,1999′da ise Tokyo’nun kuzeyindeki bir nükleer yeniden işleme tesisinde A.B.D.’nin 1979 yılındaki Three Miles Island nükleer santralınde ve dünyanın daha bir çok yerinde  kazalar meydana gelmiştir.

                                    Nükleer çağ, Temmuz 1945’de ABD’nin New Mexico’da ilk atom bombasını denemesiyle başladı ve sonuçta gezegenimiz nereye saklanacağı bilinemeyen korkunç bir nükleer atık mirasıyla ve Çernobil gibi insanlık tarihinin en büyük endüstriyel kazasıyla başbaşa bırakıldı.

    Nükleer Santraller pahalı elektrik kaynağıdırlar. Ancak hayatın temeli olan genlerimizin uğradığı zararın değeri para ile ölçülemez . Bunun  yanı sıra sigorta ve potansiyel kazaların maliyetleri, henüz güvenli bir çözüm bulunmamış olan atıkların uzun vadedeki bertarafı gibi bir çok maliyet  karar vericilerce dikkate alınmamaktadır. Nükleer güç iklim değişikliği için bir çözüm değildir.  
     Dünya ciddi bir yol ayrımında. Halklara dayatılan, iklim değişikliği veya gelecekteki kaynak savaşlarından sakınmak için; nükleer teknolojinin belli tehlikelerini, uzun ömürlü radyoaktif atıklarının kalıntılarını, şimdi bile var olan feci nükleer kazaları, tehlikeli radyoaktif maddelerin tehlikeli taşımacılığını ve ekonomik hiç bir fayda  sağlayamayacak nükleer santralleri kabul etmeleri.                                                         Oysa başka bir yol var. Tehlikesiz yenilenebilir enerji kaynaklarını temel alan enerji sistemlerine geçiş yapabiliriz. Enerji verimliliği uygulamaları dahi tek başına  enerji talebini büyük ölçüde azaltacaktır.  Ancak bu şekilde dünya üzerinde sınırlı miktarda bulunan petrol,doğal gaz,uranyum gibi hammaddeler için  savaşların çıkması önlenebilir. 
 
     Türkiye hem topraklarında ABD’ye ait 90 adet nükleer silahın bulunmasına izin vererek hem de nükleer enerji santrali kurma kararı alarak Ortadoğu’daki ateşin çemberini genişletmekte ve  halkı riske atmaktadır.

       Türkiye  acil bir şekilde nükleer enerji politikasını  barışçıl ve yenilenebilir enerji politikaları ile  değiştirmeli ve tüm Ortadoğu’da barış adına, çevre adına insan adına belirleyici bir rol üstlenmelidir.Unutmayalım “Doğa üzerinde kazandığımız zaferden dolayı çok fazla böbürlenmeyelim.Böyle bir zafer karşısında  doğa bizden öcünü alır.Her zaferin beklediğimiz sonuçları,ilk aşamada  sağladığı doğrudur.Ama ikinci ve  üçüncü aşamada da  büyük çoğunlukla  ilk sonuçları ortadan kaldıran bambaşka önceden  görünmeyen etkileri vardır.”( Friderich Engels MEW Band 20 Dietz)

    Türkiye’den tüm dünyaya bir ses çoğaltmalıyız. “Ne Akkuyu’da ,ne Sinop’ta ne de dünyanın bir başka yerinde nükleer  santral istemiyoruz.” Sağlıklı ,dengeli,doğal bir çevrede yaşama hakkı insanındır.

                   Ve insanlık geleceğini belirleme yetkisine sahip tek varlık olarak yaşama sahip çıkmalıdır.

 

 

Kaynaklar  

www.greenpeace.org/turkey/chernobyl                                                                                       Friderich Engels,MEW Band 20 Dietz Verlag 1968  Berlin.                                                         Nükleer Enerji Masalı Küresel ve Yerel Riskler Perspektifler Heinrich Böll Stiftung Derneği Yayınları